Erteleme hepimizin sorunu. Bir şeyleri ertelemeyen bir insan ben tanımıyorum. Bilmiyorum siz tanıyor musunuz?
Bence günümüzün en sık yaşanan problemlerinden biri bu. Ben de hayatımda pek çok şeyi, üstelik farklı farklı bahanelerle erteliyorum. Ve bunun farkındayım.
Yapmak istediğim şeyler belli. Hedeflerim belli. Gitmek istediğim yol belli. Ama bir şekilde, sanki beynimiz bizimle oyun oynuyormuş gibi, planlarımızı bozuyoruz.
Oyun diyorum çünkü bence erteleme tembellik değil, yanlış strateji. Tembellik başka bir şey, erteleme başka bir şey. Yanlış oynadığımız kurallar yüzünden, aslında yapmamız gereken işleri hep ileriye atıyoruz.
Bu yazıda hem okuduğum kitaplardan hem de kendi deneyimlerimden yola çıkarak ertelemeyle nasıl başa çıkabileceğimden bahsedeceğim.
1. Görevleri Küçültmek
Mantık aslında çok basit. Büyük işleri gözünde büyütmek yerine, gözünde küçültmek. Tam tersi işlem yani.
Mesela kitap okuyacaksın. Günlük 30 sayfa hedef koydun. Ama bazen 30 sayfa kulağa uzun gelebilir. O an modun olmaz, enerjin düşer. İşte burada şunu yapabilirsin: “Sadece 2 sayfa okuyacağım” de. Ve gerçekten 2 sayfa okuduktan sonra devam etmek istemiyorsan bırak. O gün 2 sayfayla bitir.
Ama genelde şöyle olur; başladığında devam etmek kolaylaşır. Newton’un eylemsizlik yasası gibi, harekete geçtiğinde hareketin devam etmesi daha kolaydır. Yani başlamak, işin yarısıdır.
Aynı şey spor için de geçerli. 1 saat ağırlık kaldırmak gözünde büyüyorsa, “Sadece 5 dakika durup çıkacağım” diye git. Gidersin, başlarsın ve çoğu zaman devam edersin. İstemiyorsan gerçekten çık, ama başlamak her zaman en zor kısımdır.
Bugün yaşadığım bir örnekle anlatayım. Evde bulaşıklar dağılmıştı, bardaklar odalara kadar yayılmış. “Şunları mutfağa götüreyim bari” dedim. Götürdüm. Sonra “Madem buradayım, iki tanesini de makinaya koyayım” dedim. Derken bir baktım, mutfağın tamamı tertemiz. Başta büyük gelen işi küçülttüm, başladım, gerisi kendiliğinden geldi.
Görevi küçültmek, ertelemenin panzehiri. Çünkü başladığında, devam etmek için ekstra motivasyona ihtiyacın kalmıyor.
2. Boşluk Bırakmamak
Bu tamamen kendi deneyimlerimden çıkardığım bir şey. Hatta yanlış hatırlamıyorsam “Atomik Alışkanlıklar” kitabında da buna benzer bir mantık vardı. Bir işi, başka bir işin hemen arkasına bağladığında, o işi yapma olasılığın çok daha yüksek oluyor. Yani kendine bir tetikleyici bulman lazım.
Benim spor rutinim buna çok iyi bir örnek. Sabah 8, akşam 5 çalışıyorum. Evden. Mesai bitmesine yakın, spor çantamı hazırlamaya başlıyorum. Ve çantayı, çalıştığım masanın yakınına koyuyorum ki gözüm görsün. Gördükçe “Bugün spora gideceğim” diye hatırlatayım kendime.
Saat 5 olur olmaz, vakit kaybetmeden giyinmeye başlıyorum. 5’i 10–15 geçe evden çıkmış oluyorum. Bu şekilde yaptığımda, spora gitme düzenim çok daha oturmuş oluyor. Ama mesai bittikten sonra “Biraz uzanayım, bir şeyler atıştırayım” dersem, işte orada bittim. Rehavet çöküyor, erteleme zinciri başlıyor.
Boşluk → rehavet → erteleme zinciri
O yüzden kendinize bu şekilde tetikleyiciler bulun. Bir iş biter bitmez, hemen arkasına yeni bir iş ekleyin. Tabii ki nefes almadan, dinlenmeden devam edin demiyorum. Dinlenmek ayrı. Ama araya rehavet girecek kadar uzun boşluk bırakmazsanız, motivasyonunuzun sönmesine izin vermezsiniz.
Bu mantık aslında Pomodoro Tekniği’ne de benziyor. Orada 25 dakika çalışıp 5 dakika mola verirsin, sonra tekrar 25 dakika çalışırsın. Mola kısa tutulur çünkü uzun molalar kopuş yaratır. Aynı şey günlük hayat için de geçerli. İşler arasındaki boşluk ne kadar uzarsa, erteleme ihtimali o kadar artar.
3. İki Kez Üst Üste Ertelememek
Bu benim hayatımda çok işleyen bir kural. Mantık basit: Bir şeyi en fazla bir kez erteleyebilirsin.
Mesela spora gitmen gereken bir gün, gerçekten yorgunsundur, farklı bir durum vardır, gitmezsin. Okey. Ama ertesi gün de gitmezsen, işte orada zincir kırılır. O boşluk büyüdükçe, tekrar başlama ihtimalin düşer.
Burada tatil planları, uzun seyahatler veya mecburiyetler hariç. Onlar zaten ayrı bir durum. Benim kastettiğim, sırf canın istemediği veya rehavete kapıldığın için ertelediğin günler.
Kural şu: Bir şeyi en fazla bir kez ertele. İkinci kez ertelersen, zincir kopar ve o iş zihninde “başlaması zor” kategorisine girer.
Bende bu yöntem çok işe yaradı. Çünkü fark ettim ki bir işi ne kadar uzun süre ertelersen, ona tekrar dönmek o kadar zorlaşıyor. Erteleme süresini kısa tutmak, o işin momentumunu korumak demek.
Ne yaparsak yapalım, ertelemeyi tamamen bitiremeyiz. Ama onu yönetebiliriz.
Yukarıda anlattığım yöntemler, ertelemeyi yönetme konusunda benim hayatımda en etkili olanlar oldu. Siz de kendi hayatınızda farklı yöntemler denediyseniz ve faydasını gördüyseniz, yorumlara yazın. Ben de öğrenmek isterim.
Ve sizden küçük bir ricam var: Şu anda yapmak isteyip de ertelediğiniz bir şey varsa, sadece bir dakikanızı ayırıp hemen başlayın. O ilk adımı attığınızda momentumun etkisini hissedeceksiniz.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bonus: Tim Urban’ın “Inside the Mind of a Master Procrastinator” adlı TED konuşmasını mutlaka izleyin. Erteleme konusunu hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şekilde anlatıyor. İçinde çok güzel detaylar var. Keyifli izlemeler.