Hayatta ilerlemek istiyorsak, atmamız gereken küçük ama düzenli adımlar var.

Bazen ne yapmamız gerektiğini biliyoruz ama nereden başlayacağımızı bilmiyoruz.

Geçenlerde bir görsel önüme çıktı: “Her gün 3 farklı kazanç sağlamalısın.”

Basit ama çok mantıklıydı. Ben zaten basit şeyleri severim. Çünkü en sade fikirler genelde en etkili olanlardır.

Günün geneline baktığımda, gerçekten de gelişmek için üç alanda kazanım elde etmem gerektiğini fark ettim. Fiziksel, mental ve duygusal.

Görselde “ruhsal” yazıyordu ama ben onu biraz daha kendi hayatıma göre yorumladım. Çünkü bazen içsel gelişim dua, meditasyon ya da spiritüel şeylerle değil, sadece duygularını fark etmekle başlıyor.

Güne ne yapacağını bilerek başla derler ya, işte bu sistem tam olarak o mantıkta. Her sabah kendime bu üç soruyu soruyorum:

Bugün bedenime ne katacağım?

Zihnime ne öğreteceğim?

Ruh halime nasıl iyi gelirim?

Bu kadar basit. Bu sistem bana iyi geldi. O yüzden eminim ki farklı insanlara da iyi gelir.

Artık her gün 3 kazanca odaklanıyorum.

Bir fiziksel, bir mental, bir duygusal kazanç.

Şimdi bu üç adımı tek tek konuşalım.

1- FİZİKSEL KAZANÇ — BEDENİNİ ZORLA, AMA SEVEREK

Disiplin kavramını o kadar çok konuşuyoruz ki. Disiplinli olmak lazım, her şeye yetişmek lazım, zamanı yönetmek lazım, odaklanmak lazım. Bunların hepsi doğru. Hepsi önemli.

Ama bence bütün bu kavramların ortak bir kökü var. O da fiziksel sağlık.

Fiziksel sağlığımız ne kadar iyiyse, hayat kalitemiz de o kadar iyi oluyor. Zaten sağlık her şeyin başı ama, bu sadece hastalanmamakla ilgili değil. İyi hissetmekle, enerjik olmakla, bedeni diri tutmakla ilgili. Çünkü kiloyla birlikte birçok sağlık sorunu da baş göstermeye başlıyor. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

O yüzden fiziksel kazanç dediğimde, benim için en etkili şey vücudu geliştirmek. Çünkü disiplinin en somut hali bir insanın vücudunda görülüyor. Gerçekten de birine baktığımda, “bu adam/kadın disiplinli” ya da “değil” diyebiliyorum.

Tabii ki bu sadece spor salonuna gitmek anlamına gelmiyor. Yürüyüş yapmak, sağlıklı beslenmek, aktif kalmak da bunun bir parçası. Vücudunu dinç ve hareketli tutabilmek zaten başlı başına bir kazanç.

Ben bu kurala şöyle bakıyorum: Her gün bedenine bir iyilik yap. Çünkü beden seni taşıyan şey. Zihnini, düşüncelerini, hedeflerini… Hepsi bedenin üzerinden yaşıyor.

Ben uzun süredir fitness’la ilgileniyorum ama düzenimi oturtamamıştım. Bu yılın Ekim ayıyla birlikte o düzen oturdu. Artık düzenli olarak spora gidiyorum. Bunun yanında yürüyüşleri de hayatıma dahil ettim, adım sayımı artırmaya çalışıyorum.

Fiziksel kazanç illa o gün salona gitmek demek değil. Belki temiz havada kısa bir yürüyüş, belki birkaç barfiks, belki sadece esneme hareketleri. Önemli olan o gün bedenin için küçük de olsa bir şey yapmak.

Ben bunu yapmaya başladığımdan beri enerjimin yükseldiğini, ruh halimin bile toparlandığını hissediyorum.

Fiziksel kazanç benim için her şeyin başlangıcı. Çünkü bedenini yöneten, hayatını da yönetir.

O yüzden sen de hangi spor dalı sana uygunsa, onunla uğraş. Yüzme olabilir, tenis olabilir, koşu, yürüyüş, fitness, dövüş sporları fark etmez. Önemli olan bir şekilde bedenini çalıştırmak. Çünkü o kazanç, günün en gerçek kazancı.

2- MENTAL KAZANÇ — BEYNİNİ HER GÜN EĞİT

Yani beyni aktif tutmak istiyorsak, onu sürekli çalıştırmamız gerekiyor. Çünkü beyin de tıpkı kaslar gibi, kullanılmadığında zayıflıyor.

Ben bunu pasif ve aktif eylemler olarak ikiye ayırıyorum. Pasif eylemler; dinlemek, izlemek, tüketmek. Aktif eylemler ise üretmek, yazmak, düşünmek, analiz etmek. Ve beyni en çok geliştiren şey her zaman aktif eylemler oluyor.

Zihnimizin paslandığını genelde fark etmiyoruz ama yaşla birlikte herkesin zihni yavaş yavaş körelmeye başlıyor. Bu da tamamen kullanım oranıyla alakalı. Eğer sürekli düşünen, sorgulayan, yazan, okuyan biri olursan zihnin daha uzun süre genç kalıyor.

Bu yüzden mental kazanç benim için her gün zihnime yeni bir şey kazandırmak anlamına geliyor. Yeni bir fikir, yeni bir bilgi, yeni bir bakış açısı.

Bol bol kitap okumak, not almak, gözlemlerini yazmak, bir konuda derinleşmek. Hatta sadece okumakla kalmayıp çevrendeki insanlarla o konuda konuşmak, fikir alışverişi yapmak bile zihni diri tutuyor.

Ben her gün beynime “vay be” dedirtecek bir şey vermeye çalışıyorum. Çünkü bilgi seni donatır, düşünce ise seni dönüştürür.

Bu yüzden son dönemde yeniden düzenli kitap okuma alışkanlığı kazandım. Her gün en az 10 – 15 sayfa da olsa okuyorum. Ama amaç saatlerce okumak değil, düzeni oturtmak.

Özellikle uyumadan önce ya da sabahın erken saatlerinde okumak benim için çok faydalı oldu.

Geceleri dingin bir kafa oluyor ama sabah okumaları bambaşka. Zihin daha açık, odak daha net, öğrendiklerin daha kalıcı.

Üretim tarafında da sabahın erken saatlerini ve akşamın sessizliğini çok seviyorum. Loş bir ışıkta bir şeyler yazmak, araştırmak, not almak bana hem huzur veriyor hem de zihnimi canlı tutuyor.

O yüzden ben her gün kendime küçük de olsa bir mental kazanç hedefliyorum.

Bir sayfa okumak, bir fikir yazmak, bir konuda araştırma yapmak… fark etmez.

Yeter ki zihnim o gün bir şekilde çalışsın.

3- BÖLÜM: DUYGUSAL KAZANÇ — RUHUNU DENGELE

Günün sonunda hepimiz insanız ve hepimizin duyguları var. Bazen günü sinirli bitiriyoruz, bazen üzgün, bazen de çok mutlu. Bu tamamen o gün yaşadıklarımıza, verdiğimiz tepkilere, yaptığımız eylemlere bağlı.

Duygusal kazanç dediğim şey, biraz daha içsel bir denge aslında. Yani o gün üzülmüş de olabilirsin, sinirlenmiş de, hatta moralin bozuk da olabilir. Ama önemli olan, bir noktada durup “şu anda ne hissediyorum?” diyebilmek. O farkındalık bile başlı başına bir kazanç.

Meditasyon yapabilirsin, dua edebilirsin, manevi olarak derinleşebilirsin. Bu tamamen senin tarzına bağlı. Kimi sessizce oturup şükreder, kimi birine içten teşekkür eder. Hepsi aynı yere çıkar: kendine iyi davranmak.

Bazen uzun süredir aramadığın bir arkadaşını aramak bile duygusal kazançtır.

Ailenle vakit geçirmek, bir kahve içmek, eski bir dostla sohbet etmek…

Ya da sadece kendinle kalmak, düşünmek, sessizliği dinlemek.

Bana göre günün sonunda “bugün kendime iyi davrandım” diyebiliyorsan, o gün duygusal kazancını almışsın demektir.

Ben bu noktada günlük tutmayı da öneriyorum. Çünkü günlük tutmak aslında bir iç konuşmadır. Yazarken kendinle konuşursun, düşüncelerini duyarsın, hislerini tanırsın. Bu bile başlı başına bir içsel temizliktir.

Kendinle hesaplaşmak, ne hissettiğini anlamak, farkında bir gün geçirmek.

Bunlar hep duygusal kazançtır.

O yüzden her gün ufak da olsa bir duygusal kazanç sağlamaya çalış.

Aramadığın birini ara. Ailenle vakit geçir. Arkadaşlarını evine davet et.

Bir kahve iç, bir dua et, bir nefes al.

Yeter ki kendine iyi gelecek bir şey yap. Çünkü bazen gelişim, sadece huzurla biten bir günün içindedir.

Aslında her gün fiziksel, mental ve duygusal bir kazanç hedeflediğinde sadece o günü doldurmuş olmuyorsun. Kendini yeniden inşa ediyorsun. Kendi daha iyi bir versiyonuna doğru adım atıyorsun.

Bu üç küçük kazanç birikince, bir yıl sonra tamamen başka bir insana dönüşebilirsin. Ben hayata tam olarak böyle bakıyorum.

Karmaşık hedefler koymak artık bana cazip gelmiyor. “Şu kadar gün boyunca bunu yapacağım, bu kadar defa şunu tekrarlayacağım” tarzı hedefler, bir süre sonra insanı yavaş yavaş uzaklaştırıyor. Çünkü odak büyük bir hedefte olunca, günlük kazanımların değeri gözden kaçıyor.

Ama her gün bu üç kazanç sistemine odaklandığında, yani fiziksel, mental ve duygusal olarak “bugün ne yapabilirim?” diye sorduğunda, aslında gününü yapılandırmış oluyorsun.

Ne yapacağını, neye odaklanacağını biliyorsun.

Büyük dönüşümler, işte bu küçük ama tutarlı adımların toplamı.
Ben böyle düşünüyorum ve böyle yaşıyorum.

Umarım bu yazı sende de bir farkındalık yaratır.
Kendine iyi bak, farklı bir yazıda görüşmek üzere.