Kendiniz için hedefler belirliyor musunuz? Daha önce belli başlı hedefler belirleyip bunlar için uğraştıysanız ve üzerinde biraz deneyim kazandıysanız, hedeflerin bazen ters tepebileceğini fark etmişsinizdir. Bazen istediğimiz hedefe ulaşamayız. Hatta bence çoğu zaman ulaşamayız.
Bunu başarılı insanlarda da çok sık görüyoruz. Hayatımızı daha anlamlı bir hale getirmek istediğimizde, hızlı bir şekilde birçok hedef belirliyoruz kendimize. “Diyete başlayacağım”, “spora başlayacağım”, “kitap okuyacağım”, “artık çok çalışkan olacağım”, “yazılım öğreneceğim” gibi büyük ve anlamlı hedefler koyuyoruz önümüze.
Ben de aslında bir şeylere başlamadan önce hedef belirlemeyi seviyorum. Çünkü hangi yöne gittiğimi belirlemiş oluyorum. Ayrıca bu hedefin sonunda neye ulaşacağımı düşünerek bir motivasyon da kazanıyorum. Hedef belirlediğimizde, bunu günlük eylemlere indirgemek ve uygulamak nispeten daha kolay oluyor.
Mesela spor salonuna gitme konusunda şöyle bir hedef koydum kendime. Normalde haftada dört gün düzenli olarak spora gitmek istiyordum. Ama işe şöyle başladım: İlk başta full body, yani tüm vücudu çalıştığım bir sistemle başladım ve birden yüklenemeyeceğimi fark ettiğim için hedefi biraz küçülttüm. Haftada en az iki gün spora gitmeyi kendime minimum hedef olarak koydum.
Bu şekilde başladım. Minimum iki gün gittiğim zaman kendimi tebrik ettim. “Bak, iki gün bile olsa bu hafta sporunu yaptın” dedim kendime. Sonrasında bu sayıyı üçe çıkardım. Hatta bir ara haftada beş güne kadar çıktım. Beş gün spora gidebiliyordum. Ama son zamanlarda iş yoğunluğum arttığı için bu tempoyu biraz düşürdüm. Şu anda tekrar haftada üç gün temposuna indim. Yine de ana hedefim hâlâ haftada en az dört gün spora gitmek.
Aynı şeyi kitap okumak için de söyleyebilirim. Diyelim ki günlük otuz sayfa kitap okumak istiyorsunuz. İlk başta günde on sayfayla başlayıp, sonra on beş, sonra yirmi, sonra otuz sayfaya çıkararak bu hedefe ulaşabilirsiniz.
Yani hedef belirlemek, hem yön belirleme konusunda destek oluyor hem de uygulaması daha somut ve takip etmesi daha kolay hale geliyor.
🎯Hedef değil, sistem seni ileri taşır
Hedef bir sonuçtur, ama sistem bir davranış biçimidir. Bu farkı netleştirmek için örneklerle açıklamak istiyorum.
Diyelim ki hedefiniz 10 kilo vermek. Evet, bunun için diyet yapabilirsiniz, beslenmenize dikkat edebilirsiniz, hatta bir süre kararlılıkla gidebilirsiniz. Ama bu süreci sistemleştirirseniz işler daha sağlam ilerler. Çünkü sistem dediğimiz şey, hedefe ulaşmak için günlük hayatta yaptığınız somut eylemler bütünüdür.
Örneğin, günlük kalori ihtiyacınızı hesapladınız ve 2500 kalori yerine 2000 kalori almanız gerektiğini belirlediniz. İşte sistem tam burada devreye giriyor. Artık her gün kendinize şu soruyu sormaya başlarsınız: “Bugün 2000 kaloriyi nasıl planlayacağım?” Belki bir uygulama kullanırsınız, belki kendi listenizi oluşturursunuz. Her gün o 2000 kaloriyi geçmeden günü tamamladığınızda, hedefinize zaten adım adım yaklaşmış olursunuz.
Ama sadece “ayda 4 kilo vereceğim” diyerek bu işe girerseniz, sistem kurmadan başladığınız için muhtemelen sürdüremezsiniz. Çünkü hedef sabittir ama hayat dinamiktir. Gün gelir motivasyon düşer, program kayar. İşte sistem burada size rota çizer.
Bir başka örnek: diyelim ki yılda 20 kitap okumak istiyorsunuz. Bu hedefi parçalara ayırmadan sadece aklınızda tutarsanız, büyük ihtimalle birkaç kitapla kalırsınız. Ama sistem kurarsanız işler değişir. Ortalama kitap uzunluğunu hesaplarsınız, günlere bölersiniz, boş günleri hesaba katarsınız. Ve şöyle bir karar alırsınız: “Her gece yatmadan önce 20 sayfa kitap okuyacağım.” İşte o andan itibaren siz artık hedef peşinde koşan biri değil, o hedefe her gün bir adım atan biri olursunuz. Yani sistemli bir okuyucuya dönüşürsünüz.
Hedefler motive edicidir, evet. Ama sizi ileri taşıyan şey günlük düzeninizdir. Yani sistemdir.

⬆️Beklentini düşür, sistemini yükselt
Hedefe giden yolda karşılaştığımız bir diğer tuzak da, fazla yüksek beklentilerle yola çıkmak. Özellikle yeni bir şeye başlarken bu çok sık yaşanıyor. Örneğin, her yıl yaz mevsimi yaklaşırken bir anda spor salonlarına akın eden bir kitle ortaya çıkar. Hep aynı cümle: “Bu yaz göbeği eriteceğim.” Ama çoğu zaman bu kişiler birkaç hafta sonra sporu bırakır. Çünkü bekledikleri sonuç bir türlü gelmez.
Neden mi? Çünkü beklenti gerçekliğin önüne geçmiştir. Spor böyle işlemez. Vücut yapmak, kas geliştirmek ya da sıkılaşmak birkaç haftalık motivasyonla olacak bir iş değildir. Burada da yine sistem devreye girer.
Eğer siz baştan “haftada 3 gün spor yapacağım” gibi bir sistem kurarsanız, her hafta o sistemi sürdürdüğünüzde zaten sonuç kendiliğinden gelecektir. Üstelik beklentiye fazla kapılmadığınız için moraliniz de bozulmaz. İyi bir vücut, sadece bir isteğin değil; istikrarlı tekrarların sonucudur.
Bu yüzden beklentinizi düşürmekten korkmayın. Çünkü düşük beklenti, sistemli çaba için bir alan açar. Ve o sistemli çaba, sizi zamanla o yüksek beklentinin de ötesine taşır.
Hedef = Gelecekteki olay
Sistem = Tekrarlanan şey
Bu yazıda anlatmak istediğim şey şu: sistem, her zaman hedeften ve beklentiden daha önemlidir. Artık ben de hedefin ne olduğundan çok, her gün ne yaptığımın daha belirleyici olduğunu fark ettim. Çünkü hedefe ulaşmak elbette güzel bir şey, ama seni asıl dönüştüren şey o hedefe giden yoldur.
O yolu sevmeden, o yolda istikrarlı şekilde ilerlemeden, hedefe ulaşmak çoğu zaman mümkün olmuyor. Hedefin varsa ama sistemin yoksa, o hedef çoğu zaman bir hayal olarak kalıyor. Ama sistemin varsa, hedef zaten zamanla kendiliğinden geliyor.
Bu düşüncemi sizlerle paylaşmak istedim. Umarım okurken keyif almışsınızdır ve vermek istediğim mesaj net şekilde geçmiştir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Okuduğunuz için teşekkür ederim.